Digitalizasyon Çağının getirdikleri

Makro ve mikro düzeyde yapılan araştırmalar, her geçen gün yeni bilgiler edinmemizi sağlıyor. Albert Einstein, Stephen Hawking ve Michio Kaku gibi bilim adamlarının evren, galaksiler ve uygarlıklar hakkında ortaya koyduğu teoriler, uzayda yaşam ve galaksiler arası seyahat konusunda insanlığa büyük bir vizyon sağlıyor. Bir diğer yandan mikro düzeyde yapılan araştırmalar ise yaşam ve malzeme bilimlerinde devrim niteliğinde.  3 boyutlu yazıcılarla basılan sentetik organlar, deri altına veya kalbe takılan sensörler, genetik bilimindeki ilerlemeler, nanoteknoloji ve robotik teknoloji alanındaki gelişmeler bize çok farklı bir gelecek sunuyor.

Teknoloji tarihiyle ilgili yapılan araştırmalar teknolojik değişimin doğrusal değil, üstel olduğunu ortaya koyuyor. Dünya üzerinde 200 bin yılda üretilen veri, artık 10 yılda üretiliyor. Bu eksponansiyel hızla artan bilgi ve teknoloji gelişimi çok ciddi bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Herşey çok hızla değişiyor, gelecek bugünden çok farklı olacak.       

Tarih kitaplarında yerini çağ atlama olarak alacak bir dönemin içindeyiz.  Üstelik bu dönüşüm diğer çağların geçişinden çok daha hızlı. Hem tüm sektörleri hem de insanları hızla etkilemeye başladı. Gelişen teknolojilerle dijitalleşmenin yaygınlaşmasından, bu dönem “Digitalizasyon Çağı” olarak isimlendiriliyor. İnsanların artan bilgi düzeyi ve farkındalıklarıyla beraber bu girdiğimiz çağa “Anlam Çağı veya Bilgi Çağı” diyenler de var.  

İnsanların değişen beklentileri ve yeni algılama biçimleri ise yeni kavramları beraberinde getiriyor, yeni akımların oluşmasını sağlıyor.  Bu akımlar ortak yaratım (Açık inovasyon), maker hareketi, tasarım odaklı düşünme, katılımcı ekonomi (Kitlesel fonlama), paylaşım ekonomisi (Air bnb), döngüsel ekonomi, internet parası (Bitcoin), endüstri 4.0, akıllı şehirler, platform devrimi, karanlık fabrikalar vb. olarak sıralanabilir.  

Robotikleşme, yapay zekâ (AI), gelişen algoritmalar (Robotik süreç otomasyonu- RPA, kişisel asistan (Siri)), arttırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR), nesnelerin interneti (IoT), büyük veri (Big data), giyilebilir teknolojiler hızla gelişip hayatımızda yerini alıyor. Veri analizi, bilgi yönetimi, güvenlik konuları ise önemini her geçen gün daha da arttırıyor.

Küresel Rekabet Ortamında Hayatta Kalabilmek

Vizyonlar değişiyor, bildiğimiz kavramlar yıkılıyor. Şimdiye kadar görülmeyen, exponansiyel bir şekilde artan bir hızda değişim yaşanıyor. Kısaca bambaşka bir dünyaya doğru ilerliyor insanlık… VUCA World denilen bu kaygan, kesin olmayan, karmaşık ve belirsiz ortamda tüm bu değişimlerin yansımaları her sektörü etkiliyor. Değişen küresel standartlar, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin gelecek vizyonları, stratejileri ve eylem planları bizlerin de vizyonumuzu, stratejilerimizi ve eylem planlarımızı yeniden yapılandırmaya zorluyor.

Her geçen gün daha da yoğunlaşan, hız kazanan ve küreselleşen rekabet ortamında, işletmelerin hayatta kalabilmeleri, karlılıklarını devam ettirebilmeleri ve sürdürülebilir bir firma olmaları rakiplerinden farklılaşmaları ve dinamik şekilde değişmeleriyle mümkündür. Bu sebeple İnovasyon, günden güne daha çok önem kazanmaktadır. Digital dönüşüm inovasyon başlığı altındaki güncel ve önemli bir konudur.

Digital dönüşüm bir yolculuktur, bu yolculukta aşamalı bir yaklaşım içeren net bir yol haritası yolu aydınlatır. Digitalleşme yeni örgütsel modele ihtiyaç duyar, bu da işletmelerin hem organizasyon yapılarında hem de kültürlerinde değişim yapmaları demektir.

İnovasyonların ve digital dönüşümün beraberinde getirdiği değişim, karmaşık bir psikolojik ve sosyolojik varlık olan İnsan tarafından bu kadar kolay kabul edilmemektedir. İnsana alışkanlıklarına bağlılık, güvende hissettirir.  Konfor alanından çıkılması anlamına gelen değişime, insan yapısının bir direnci vardır.  İşletmeleri oluşturan, insanların doğalarındaki bu direncin doğru yönetilmesi, hızla değişen dünyaya işletmelerin sürdürülebilir olmaları için çok önemlidir.

Geleceğe İnovasyon Projeleriniz İle Hazırlanın

Ürünlerde/hizmetlerde, iş süreçlerinde, organizasyonlarda, pazarlama faaliyetlerinde, ya da iş modellerinde yapılacak ve ilave katma değer yaratacak yenilikler anlamına gelen İnovasyon, bu tanımdan yola çıktığımızda aslında İşletmelerde yapılacak tüm projeleri kapsamaktadır. Uzun soluklu başarılar elde eden işletmelerin inovasyon ve teknoloji yönetimine önem verdiği görülmektedir.  “İnovasyon Proje Portföy Matrisi” stratejiler ile uyumlu projeler seçilerek oluşturulmalıdır.

“Geleceğin getireceği fırsatlar neler? Geleceğin dinamiklerinde yenilikçi bir iş modeli nasıl yaratabiliriz? Hangi konularda yenilikler yapmalıyız? Bunun için ilave hangi yetkinliklere ihtiyacımız olacak? Mevcut hizmetlerimize başka hangi tamamlayıcı hizmetler ekleyebiliriz?”   vb. sorulara yanıt arayarak, inovasyon ve digital dönüşüm stratejilerini şekillendirilmeli ve ayırılacak bütçenin ne kadarının maliyet azaltma/verimlilik projelerine, ne kadarının kar/gelir arttırma projelerine ayrılacağı belirlenmelidir.

Özetle “stratejik yönetim” ile stratejilerin netleşmesi sonra stratejileri destekleyen doğru projeler oluşturulmalı, öncelik ve risk yönetimi bakışı ile “portföy yönetimi” yapılmalı, işletme kaynaklarını verimli ve etkin kullanılarak kaynakların optimize edilmesi için “program yönetimi” yapılmalı ve seçili projelerin başarıya ulaşması için “proje yönetimi” yapılmalıdır. Yenilikçilik ve çeviklik işletmeyi dönüştürürken, devam eden işletme operasyonlarını yönetme diğer hedef olmalıdır.

Digitalizasyon Çağında Proje Yönetimi

Küreselleşme ve digitalleşme ile birlikte daha çevik, daha rekabetçi, daha farklı olma gereksinimleri herşeyi değişip dönüştürürken, “Proje Yönetimi” alanında da yeni yaklaşımlar gelişti. Geçmişten günümüze ortaya çıkan proje yönetimi yaklaşımlarının gelişimine baktığımızda, günümüz hızına yetişen Çevik yaklaşımla, koordinasyon ve iş birliğinin etkinliğine dayanan Dev-Ops yaklaşımlarını görüyoruz. Ayrıca proje yönetiminin bir metodoloji olmaktan çıkıp, odağına insanı alan bir felsefeye dönüştüğünü gözlemliyoruz.

Silolar içinde hiyerarşik organizasyon yapısı, holokrasiye doğru kayıyor. İş birliğinin arttığı, hızlı kararların alındığı, Kültürel değişimin içinde yeraldığı ve organizasyon yapısı olarak etkin ve basit bir yapının oluşturulduğu, bu yeni nesil yaklaşımlarla projelerin daha hızlı, daha etkin, daha az maliyetle, daha müşteri odaklı olması hedefleniyor.   

Digital dönüşümün getirdiği yenileşim/inovasyon projelerinin yönetimi, bu dönemde önem kazanıyor. Bir fikri, katma değer yaratan bir inovasyona dönüştürmek iyi bir değişim liderliği ve proje yönetimi yapmakla mümkün.

Digitalizasyon Çağında Projelere Liderlik etmek

Sistemler, kavramlar, çalışma düzenleri ve iletişim yöntemleri değişiyor. Robotikleşme ve gelişen yapay zekâ algoritmaları, daha önce insanın yapmış olduğu rutin tekrarlı ve katma değersiz işleri otomatikleştirmekte, bu insanın yaratıcılığını daha fazla kullanması, yeni projeler tasarlaması ve zamanını geliştirmeye harcayabilmesi anlamına gelmekte. Projelerde insana bağlı hataların ve iletişim kaynaklı yanlışların azalması anlamını taşıyan bu durum, proje liderlerinden beklentileri de değiştiriyor. Proje liderlerinin artık değişime liderlik etmeleri de gerekiyor. Kompleks problem çözme yetisi, kritik ve stratejik düşünme yeteneği ve yaratıcılık, en üst sırada beklenen yetenekler arasında yerini alıyor. 

Screenager olarak nitelendirilen yeni nesil de hızla iş hayatına girmeye başladı. Multitasking, görsel, reset tuşu alışkanlığı ile hatadan korkmayan, becerikli, aşırı bilgi ile uyarıldığından konsantrasyonu düşük olmaları en belirgin özellikleri. Proje liderleri esnek bakış açısı ile farklı nesillerle çalışabilmeli, teknolojiye yatkın olmalı ve takımlarındakilerin ortak hedefte kitlenmesini sağlayacak motivasyon unsurlarını iyi analiz edebilmelidir.

Digital çağda başarılı olmak için: Değişime açık, çevik ve esnek olun. Bakış açınızı zenginleştirin ve yetkinlerinizi geliştirin ve oyunun kurallarını siz değiştirin.

İlke Bozkurt